‘Afet Bakanlığı’ önerisi

6 Şubat’tan bu yana art arda depremlerle sarsılan Türkiye, ilk günden bu yana seferberlik ruhuyla bölgenin yaralarını sarmaya çalışıyor. Deprem bölgesinde elini taşın altına koyan sivil toplum kuruluşlarından biri de Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD). 

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan derneğin çalışmalarını, bölgenin sosyal ve ekonomik açıdan toparlanması ve bu şehirlerde istihdamın korunmasına katkı sağlamak doğrultusunda yürüttüğünü belirtiyor. Bölgenin yapılanmasının sadece bir inşaat projesi olarak ele alınmaması gerektiğini vurguluyor. Olası İstanbul depremi için de hazırlıklarını sürdürdüklerini söyleyen Turan’ın hükümete bir de önerisi var: “Afet sürecinde kamu, yerel yönetim, özel sektör ve STK’lar arasında koordinasyonu ve işbirliğini esas almalıyız. Bunun için afet öncesinden başlayarak planlı şekilde, düzenli kurulacak mekanizmalara ihtiyaç var. Ülkemiz pek çok afetin yaşandığı bir coğrafyada Afet Bakanlığı kurulması değerlendirilmeli.”

TÜSİAD deprem sonrasında nasıl aksiyon aldı?

Yaşanan bu büyük felaketin ardından hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılarımıza acil şifa dilerim. Ülke olarak çok büyük bir acı yaşadık. İlk günden bu yana tüm üyelerimizle depremin yaralarını sarmak için seferberiz. Depremin hemen ardından “TÜSİAD Deprem Destek Ağı”nı oluşturduk. Gerek destek ağımız üzerinden, gerekse üyelerimizin şirketlerinin ağlarıyla bölgenin öncelikli ihtiyaçlarını karşılamak için var gücümüzle çalışıyoruz. İlk aşamada barınma, giyim, gıda, ilaç, hijyen malzemesi, jeneratör, yakıt, makine-ekipman gibi acil ihtiyaçları kamu kurumlarımızla irtibat halinde ulaştırmaya devam ediyoruz. Üyelerimiz ayni ve nakdi yardımlarını sürdürüyor. Bölgedeki iş dünyası paydaşlarımız ve TÜRKONFED ile de işbirliği yapıyoruz. Yurtdışındaki iş dünyası paydaşlarımızı da afetin boyutları konusunda bilgilendirdik ve uzun vadeli somut işbirlikleri için temastayız.

ÜRÜN VE HİZMET ALIMINDA ÖNCELİK

Ne gibi projeler planlıyorsunuz, öncelikleriniz neler olacak?

Önümüzdeki süreçte önceliğimiz, bölgenin sosyal ve ekonomik açıdan toparlanmasına ve istihdamın korunmasına katkı sağlamak. Afet bölgesindeki işletmelere insan kaynağı ve donanım bakım desteği verilmesi, ürün-hizmet alımlarında bu işletmelere öncelik sağlanması gibi projelerde üyelerimizle çalışıyoruz. Ayrıca üyelerimiz sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde eğitim ve psiko-sosyal destekler sağlamaya devam ediyor. İş dünyası olarak, toplumsal dayanışmayla bölgenin yaşadığı zorluğun üstesinden hep birlikte geleceğiz.

YÖNETİM KURULU TOPLANTISI DEPREM BÖLGESİNDE OLACAK

TÜSİAD olarak ilk haftadan itibaren deprem bölgesine ziyaretlerde bulundunuz. Deprem bölgesine dair gözlemleriniz nasıl?

Evet, deprem bölgesindeki temaslarımız kapsamında kamu, siyaset, yerel yönetim, STK ve bölge iş dünyası temsilcileriyle görüşmeler yaptık. Gelecek Yönetim Kurulu toplantımızı da bölgede gerçekleştireceğiz. Depremin bölgeye her açıdan yıkıcı etkisi maalesef çok büyük. Biliminsanlarının uyarılarını dikkate almamanın bedeli maalesef çok ağır oldu. Depremin etkileri sadece fiziksel de değil.

Psikolojik destekler ve halk sağlığı önlemleri kritik önemde. Afetlerde kadınların ve erkeklerin farklı ihtiyaçları da söz konusu. Özellikle bölgede kadınların barınmadan sağlığa, güvenlikten eğitime kadar tüm alanlarda görüş ve ihtiyaçlarına kulak verilmesi önemli.

Deprem sonrasında özellikle ilk günler arama kurtarma, sonraki günler yardımların zamanında ve doğru noktalara ulaşması için koordinasyon yaşamsal önemde. Yaşanan süreçteki sorunlardan ilerisi için ders çıkarmalıyız. Afet sürecinde kamu, yerel yönetim, özel sektör ve STK’lar arasında koordinasyonu ve işbirliğini esas almalıyız. Bunun için afet öncesinden başlayarak planlı şekilde, düzenli kurulacak mekanizmalara ihtiyaç var. Ülkemiz gibi pek çok afetin yaşandığı bir coğrafyada Afet Bakanlığı kurulması değerlendirilmeli.

“Şubat sonu itibarıyla küresel ekonomide beklendiği gibi sınırlı bir iyileşme var. Küresel ekonomide olumlu gelişmeler ekonomimiz üzerindeki baskıları da azaltır. Böyle olmasını dileriz. Dünya ekonomisine ilişkin büyüme, finansal koşullar, enerji ve diğer fiyatları, enflasyon gibi birçok başlıkta büyük belirsizlikler var. Deprem, Türkiye ekonomisi açısından durumu daha da zorlaştırdı.” 

BÖLGENİN YENİDEN İNŞASI SADECE İNŞAAT PROJESİ OLMAMALI

Deprem bölgesinin yeniden yapılanması için de çalışmalar başlayacak. TÜSİAD’ın bu konuda önerileri var mı?

TÜSİAD’ın 50. Yılı olan 2021’de “Yeni Bir Anlayışla Geleceği İnşa” adlı raporumuzu yayınlamıştık. Gelişmiş, saygın, adil ve çevreci bir Türkiye’yi yeni bir anlayışla inşa edebiliriz demiştik. Ve bu yeniden inşanın “insan”, “bilim”, “kurum ve kurallar” temelinde olması gerektiğini vurgulamıştık. Yaşadığımız bu büyük afetten sonra bölgemizi tam da bu bakış açısı ile inşa etmemiz gerektiğini düşünüyoruz.Yani güvenli yaşam için insanı merkeze alıp bilime kulak verelim. Depreme ve diğer afetlere dirençli kentler inşa edelim. Kurumlarımızı ve kurallarımızı güçlendirerek afet yönetiminde planlı ve katılımcı bir süreci hayata geçirelim.Bölgesel kalkınmayı da yeniden düşünmeliyiz. Kalkınmanın daha adil ve dengeli olması için yereli güçlendirmeliyiz. Bölgenin yeniden inşasını inşaat faaliyetinin ötesinde daha geniş bir çerçevede ele almalıyız. Depremin, bölgeden kalıcı olarak nüfus, ekonomik faaliyet ve istihdam kaybı yaratması riskinin önüne geçmeliyiz.

?

Orhan Turan deprem bölgesinde, iş dünyası derneklerinin başkanlarıyla görüşüyor.

KENTLERİN REKABET AVANTAJLARINA ODAKLANMALI

Sizce nasıl bir yeniden yapılanma modeli kurgulanmalı?

Depremzedelerin kalıcı konutlara kavuşması ihtiyacını bölgelerdeki ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınma dinamikleriyle birlikte düşünmeliyiz.Depremin boyutları birçok kentte adeta kentin yeniden yapılmasını gerektiriyor. Bu da çok boyutlu, çok katmanlı bir süreç. Ekonomik faaliyet alanlarının kentlerdeki dağılımına ve yoğunlaşmasına önem vermeli, kentlerin rekabet avantajlarının nerelerde odaklandığını dikkate almalıyız. Bina yapı güvenliğinin yanında , güçlü bir şebeke ve enerji altyapısı, yeşil ve dijital dönüşüm bu planlamanın içinde olmalı. Öyle ki yeniden inşa tamamlandığında bu kentler yeni birer cazibe merkezi olarak ayağa kalkabilsinler ve Türkiye’de bölgesel kalkınma geçmişe oranla daha adil hale gelebilsin.

OSB’LERİN AYAĞA KALDIRILMASI BİRİNCİ ÖNCELİK

Bölgenin ekonomisinin odaklandığı sektörler düşünülürse depremzedelerin istihdamı için neler yapılabilir?

Depremlerin etkilediği iller, hem tarım ve hayvancılığın hem de organize sanayi bölgelerinin yoğun olduğu geniş bir alanı kaplıyor. Tarım alanındaki istihdam, Türkiye genelinin yüzde 20’sini, sanayi sektöründeki istihdam yaklaşık yüzde 15’ini ve hizmet sektörü ise yüzde 16’sını oluşturuyor. Bölge ekonomisinde OSB’lerin, yan sanayinin ve çok sayıda küçük işletmenin önemli rolü var. Afet bölgesinde üretimin, yatırımın ve istihdamın yeniden devreye girmesi için kapsamlı ve uzun vadeye yayılan desteklerin tasarlanması gerekiyor. Kamu-özel sektör diyaloğu ve işbirliği bölgenin üretim ve istihdam kapasitesinin yeniden harekete geçirilmesi ve tedarik zincirinin onarılması için kritik önemde. Nitelikli insan kaynağının yerelde istihdamının desteklenmesi büyük önem taşıyor.

Sizin bu konuda çalışmalarınız var mı?

Daha önce de belirttiğim gibi, önümüzdeki süreçte bölgenin ekonomik ve sosyal açıdan toparlanmasına katkı sağlamaya odaklanıyoruz. Bunun için Organize Sanayi Bölgeleri’nin ayağa kalkması birinci öncelik. Bölgede istihdamın korunabilmesi için üretime hızla geçilmesi gerekiyor. İşletmelerin eksiklerinin giderilmesine ve barınma ihtiyacının karşılanması için konteyner kent projelerine üyelerimizle destek oluyoruz.

İSTANBUL DEPREMİ İÇİN KILAVUZ HAZIRLIYORUZ

Bu süreç aynı zamanda bize beklenen İstanbul depreminin de yaklaşmakta olduğunu hatırlattı. TÜSİAD’ın bu konuda çalışmaları olacak mı?

Bir taraftan bölgede depremin yaralarının sarılmasına odaklanırken, diğer taraftan beklenen İstanbul depremine de hazırlanıyoruz. “TÜSİAD Deprem Görev Gücü” koordinasyonunda iş dünyasının depreme hazırlığı konusunda iki rapor yayınlamıştık. Enerji, bilgi iletişim, ulaştırma, tarım ve finans gibi kritik sektörlerin afet yönetimindeki ihtiyaçlarını ortaya koymuştuk. Şimdi de işletmelerin deprem öncesi-sırası-sonrası aksiyonları için yol gösterici bir kılavuz üzerinde çalışıyoruz. Ayrıca afet bölgesinde yardımlar için seferber olan üyelerimizin bu süreçteki deneyimlerini ve önerilerini bir araya getirecek bir çalışma da yapıyoruz. Bir deprem ülkesi olduğumuzu unutmamak ve unutturmamak için biz sivil toplum örgütlerine çok iş düşüyor. Bunu her açıdan yaşamsal bir mesele olarak görüyoruz.

UZAKTAN EĞİTİM FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ YARATABİLİR

Bu arada bölgede eğitim de aksadı…

Uzaktan eğitim kararı nedeniyle gençler üniversitelerde akranlarıyla bir arada öğrenme ve sosyal ortamı paylaşma imkanından mahrum kaldı. Eşitsizlikler nedeniyle uzaktan eğitimin sorunlarını pandemide yaşamıştık. Öğrencilerin koşulları, bilgisayar ya da internet erişimi bakımından yeterli değil. Bu dönemde ülke çapında uzaktan eğitim daha fazla mağduriyet ve fırsat eşitsizliği yaratma riski taşıyor. Her koşulda gençlerin eğitimde kalmalarını sağlayacak çözümler sunmalıyız.

GELECEĞE TEK KANATLA UÇMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL

8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşıyor. Dernek olarak bu konuda vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Kadın-erkek eşitliği Cumhuriyet’in en vazgeçilmez değerlerinden. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girerken, aydınlık bir geleceğe ancak kadınların her alanda eşit yer alması ile ulaşabiliriz. Bunun temelinde de kadın ve erkeğin hak, özgürlük, fırsat ve temsilde eşitliğini fiilen sağlamak yatıyor. Kadına yönelik erkek şiddetini de tavizsiz şekilde ortadan kaldırmak gerekiyor.

Demokratik gelişmişlik ve sürdürülebilir kalkınma için toplumsal cinsiyet eşitliği olmazsa olmaz bir konumda. Eğitime ve ekonomiye katılım, bakım sorumuluklarının eşit paylaşımı, katma değeri yüksek girişimcilikte toplumsal cinsiyet eşitliği için kapsamlı politikaları kararlılıkla uygulamalıyız. Tüm kamu, özel sektör ve STK karar noktalarında kadınların eşit temsilinin hedeflenmesi de toplumsal zihniyet dönüşümü için kritik önem taşıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği her alanda TÜSİAD’ın çalışmalarının da ayrılmaz bir parçası. Bu konuda yıllardır pek çok çalışma, proje ve işbirliklerini hayata geçirdik, geçiriyoruz. Geçmişte de pek çok kez altını çizdiğimiz gibi “Tek kanatla geleceğe uçamayız”.

ORHAN TURAN KİMDİR

Mart 2022 tarihinden bu yana TÜSİAD Başkanlığı’nı yürüten Orhan Turan, lisans eğitimini Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünde, Yüksek lisansını ise Marmara Üniversitesi İşletme bölümünde yaptı. 1981’de bir şirkette makine mühendisi olarak iş hayatına başlayan Turan, askerlik görevini Eskişehir’de Hava Kuvvetleri’nde kontrol mühendisi olarak yaptı. Burada yaptığı işi, iş hayatında da yapmaya karar veren Turan, 2 arkadaşıyla birlikte ODE Yalıtım firmasını kurdu. Turan, 1988’de firmanın bütün hissesini satın alarak patron oldu ve yalıtım işine odaklandı. Daha sonra ticarete atılan Turan, Türkiye genelinde oteller, tatil köyleri yaptı. Isı, Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği’nin (İZODER) kurulmasında rol alan Turan, İZODER, İMSAD gibi derneklerde ve Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu’nda (TÜRKONFED) başkan olarak görev aldı.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x